Medya

Habertürk TV‘de akşam Ana Haber Bülteninde Didem Arslan Yılmaz ile “Bir Cinayetin Anatomisi” üzerine konuştuk. 4 Aralık 2018

HABERTÜRK, 16 NİSAN 2018 “MEDYA GÖZÜYLE ADLİ BİLİMLER” PANELİ

Kongrede “Medya gözüyle adli bilimler” konulu bir de panel düzenlendi. Oturum başkanlığını Prof. Dr. Halis Dokgöz’ün yaptığı panele konuşmacı olarak Habertürk Gazetesi Haber Merkezi Müdürü Zülfikar Ali Aydın ve Hürriyet Gazetesi yazarı Deniz Zeyrek katıldı. Adli bilimciler ile medya ilişkilerini değerlendiren Zülfikar Ali Aydın, “Medya ile adli bilimciler arasında bir güven sorunu var. Adli bilimlerle ilgilenen uzmanlar, medyanın yaklaşımını yüzeysel buluyor ve çok önemli araştırmalarını bile medyayla paylaşmıyor” dedi. Aydın bu nedenle doğru veri ve içeriğin ortaya çıkarılmasında medya kadar adli bilimcilere de görev düşüyor” diye konuştu.

https://www.haberturk.com/adli-tip-uzmanlari-online-oyunlari-tartisti-1921179

KKTC SAĞLIK BAKANI BAKANI BESİM: “MALPRAKTİS YASASI VE ADLİ BİLİMLERİN KURULMASI İÇİN HAZIRLIKLARA BAŞLANDI”

Kıbrıs Türk Tabipleri Odası “Komplikasyon mu? Malpraktis mi?” konulu konferans düzenledi.

Bugün başlayan ve iki sürecek olan konferansta uzmanlar, hekimlerin tıbbi müdahaleden kaynaklı sorumlulukları ve mesleklerinde yaşadıkları zorlukları ele alıyor.

Tabipler Odası’nda yapılan konferansta İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan Prof. Dr. İbrahim Üzün, Mersin Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından Prof. Dr. Halis Dokgöz, Prof. Dr. Hakan Kar ve Lefkoşa Devlet Hastanesi’nden Uz. Dr. İdris Deniz sunum gerçekleştiriyor.

Tabipler Birliği Başkanı Dr. Kenan Arifoğlu, ülkemizdeki yasaların düzenlenmesi, yasal açılımların yapılması gerektiğini,  sağlık sisteminde genel alt yapının da gözden geçirilerek hekim ve hasta hakları yasasının da bir önce devreye girmesi gerektiğini, Tabipler Birliği olarak Sağlık Bakanlığı ile istişare içerisinde olduklarını belirtti.

Konferansın açılışına katılan Sağlık Bakanı Filiz Besim yaptığı konuşmada, tıp hukukunun temel ayırımlarından birisinin Malpraktis ve Komplikasyon olduğunu, Tabipler Birliği Yasası’nda bu konunun bulunduğunu ancak tam olarak yeterli olmadığını, dünyada bu davaların çok fazla görüşüldüğünü, hekimlerin çoğu zaman bu konudan büyük zorluklar yaşadıklarını söyledi.

Bu konuda Tabipler Birliği Yasası ötesinde Malpraktis Yasası ve Adli Bilimlere ihtiyacımız olduğunu belirten bakan Besim, Tabipler Birliği’ni yargı mekanizması haline getirtmenin çok kolay olmadığını,  kendisinin de daha önce Tabipler Birliği Başkanlığı döneminde bu zorlukları yaşadığını kaydetti.

Besim, Malpraktis Yasası ve Adli Bilimlerin olması gerektiğini, eksikliklerin tamamlanması için hazırlıklara başladıklarını, hekimi de hastayı da koruyacak olanın hukuk olduğunu, uzman hocaların değerli görüşlerini Tabipler Birliği ile değerlendireceklerini, çağdaş bir yasa olması için gerekli çalışmaların yapılacağını vurguladı.

http://saglik.gov.ct.tr/Haberler/ArtMID/31973/ArticleID/49454/Bakan-Besim-%E2%80%9CMalpraktis-Yasas%C4%B1-ve-Adli-Bilimlerin-kurulmas%C4%B1-i231in-haz%C4%B1rl%C4%B1klara-ba%C5%9Fland%C4%B1%E2%80%9D

HÜRRİYET GAZETESİ, Çocuğumu cinsel istismardan nasıl korurum?

Güliz ARSLAN 28 ŞUBAT 2016

Prof. Dr. Halis Dokgöz: Cinsel içerikli ifadeler kullanıyorsa mutlaka kaynağı sorgulanmalı. Çocuk eğer bir cinsel eylemden bahsediyorsa bunun gerçek olmama olasılığı yok denecek kadar azdır.

OLAYI MUTLAKA ADLİ BİRİMLERE İLETİN
CİNSEL İSTİSMARA MARUZ KALDIĞINI ANLADIĞIMDA İLK NE YAPMALIYIM?

Prof.Dr. Halis Dokgöz: İlk şey, bunu ciddiye almak. Sorunu çözmek için onu ortaya koymak gerekir. İkincisi; adli birimlere iletmek. Üçüncüsü de, çocuğun rehabilitasyonunu sağlanmak.

HABERTÜRK GAZETESİ: Emrah Serbes’in hava yastığındaki kanı inceleniyor

İzmir-Aydın Otoyolu’nda 22 Eylül günü saat 04.30 sıralarında Ayhan Özçelik (59) ve kızı Zeynep Özçelik’in (16) can verdiği, anne Nilgün Özçelik’in ise ağır yaralandığı kazayı kendisinin yaptığını itiraf eden ve önceki gün teslim olduktan sonra tutuklanan yazar ve senarist Emrah Serbes’in kaza günü alkol ya da başka bir madde kullanıp kullanmadığı araştırılıyor.

Gazete Habertürk’ten Leyla Ünal’ın haberine göre, kaza sonrası alkol muayenesi yapılmayan, kan örneği alınmayan Serbes’in hava yastığındaki kanından, kaza günü alkol ya da başka bir madde kullanıp kullanmadığı araştırılırken, adli tıp uzmanları süre geçtiği için tespitin çok zor olduğunu söyledi.

“ARTIK MÜMKÜN DEĞİL”

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Coşkun YORULMAZ:“Kişinin uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığını kuvvetle muhtemel saptamak mümkün. Hangi maddeden, ne kadar kullandığı belirlenebilir. Ne kadar kullandığını bildiğimizde saatini de belirleyebiliyoruz. Ancak bu testler ilk 24 saatte örnek alıp yapılmalı. 1 hafta sonra yapılan test saatlik tahmin vermez. Yani maddenin etkisinde olup olmadığını saptamak artık mümkün değil. Serbes, bu süreci bilerek beklemesi durumda, delilleri yok etmekten yargılanabilir.” 

Mersin Üniversitesi Prof. Dr. Halis DOKGÖZ: “Eğer otomobilde kan varsa, bu kanın kime ait olduğu saptanabilir. İlk problem, kanın, hava yastığı ya da hangi materyal üzerinde ise bozulmamış olması. Alkolü saptamak çok zor. Çünkü miktar analizi yapmak ya da varlığını, yokluğunu belirlemek, üzerinden çok süre geçtiği için imkânsız. Bunun bilinçli olarak yapılıp yapılmadığını şu an bilemeyiz.”

https://www.haberturk.com/emrah-serbes-in-hava-yastigindaki-kani-inceleniyor-1654326

HÜRRİYET GAZETESİ: Mersin Barosu’ndan ‘Çocuğun Cinsel İstismarı’ semineri

MERSİN Barosu Çocuk Hakları Merkezi tarafından, Çocuğun Cinsel İstismarı konulu seminer düzenlendi.
Barosu Konferans Salonu’ndaki seminere, Mersin Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halis Dokgöz, Prof. Dr. Hakan Kar, Çağ Üniversitesi’nden ise Prof. Dr. Mustafa Tevfik konuşmacı olarak katıldı.
Baro Başkanı Ali Er, çocuk istismarı konusunda çok hassas olduklarını ve Çocuk Hakları Merkezi’nin bu konuda ciddi çalışmalar yaptıklarını söyledi.
2016 ve 2017 yılına ait çocuk istismarına ilişkin 700 evrak tespit ettiklerini ifade eden Baro Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Ruşen Ayşen Ayılgan, ”İstismar davası dosyalarına bakmak,  mağdur çocuklara yakın olmak ve onların haklarını korumak ilk yaptıkları çalışmalardır. Bu dosyalara katılım taleplerimiz reddedildi ve bunu bütün istinaf mahkemeleri de onayladı. Bu konuda sadece gözlemci olarak katılabildik ve böylece biz, çocuklara yardım edememekten dolayı mağdur olduk. Mağdur çocuklar ve aileleri mahalle baskısı nedeniyle şikâyeti geri alabiliyorlar. Biz eğer orda gözlemci olursak, onların her haklarını korumaya devam edeceğiz” dedi.
Mersin Adliyesi’nin 9’uncu katında mağdur görüşme odaları temin edildiğinin bilgisini veren Ayılgan, Baro Çocuk Hakları Merkezi olarak çocukların istismardan korunmalarını sağlayan ve çocuk haklarını anlatan bir tiyatro oyunu yazıldığını ve oyununun avukatlar tarafından oluşturulan tiyatro kulübü oyuncularınca sahneleneceğini söyledi.
Konuşmaların ardından katılımcılara, ‘Çocuğun Cinsel İstismarı’, ‘Cinsel İstismar Mağduru Çocuklarla Görüşme Teknikleri’ ve Çocuğun Cinsel İstismarının Hukuki Boyutu’ konularında bilgi verildi.

YENİ ŞAFAK: Yaşarken de Adli Tıp

AYŞENUR ASUMAN UĞUR 2 MAYIS 2015

Adli tıbbın genelde rutin dışı bir olay sonucu insanın hayatını kaybettiğinde devreye girdiğini sanan grup çoğunlukta bulunuyor. Bu yönüyle de tıbbın bir anlamda gizemli yönünü yansıtan adli tıp yaşarken de başvuracağımız bir tıp branşı aslında. Sağlık hukuğunu ilgilendiren birçok süreçte maddi kayıp ve zaman kayıplarını en aza indirgeyen adli tıp hasta ve yakınlarının oldukça işine yarıyor. Yeter ki başvuralım…

Tıpla hukukun kesişim noktasında hukuka bilirkişilik yapan tıp dalı olarak adli tıp karşımıza çıkıyor. Bilirkişilik, babalık tayinleri, adli DNA incelemeleri, Cumhurbaşkanlığı affı (Hükümlülerde hastalık nedeniyle af), iş ve trafik kazlarında maluliyet ve tazminat değerlendirmeleri, yaralanmalar (darp, düşme, ateşli silah, kesici-delici-ezici alet, iş ve trafik kazaları, elektrik, biyolojik ve kimyasal), ölümler (dış etkiyle, doğal ve ani beklenmedik ölümler), tıbbi uygulama hataları (malpraktis), fiziksel, cinsel, duygusal istismarlar, şiddet, adli psikiyatri (suç ve psikiyatrik boyutu, ceza ehliyetleri), zehirlenmeler, beyin ölümü ve organ nakli tıbbi hukuki sorumluluk, İnsan hakları ihlalleri ve işkence, anestezik ve anaflaktik ölümler, adli bilimler, kriminoloji ve kriminalistik, yaş tayinlerinde adli tıbbın önemli bir yeri bulunuyor.

Konuyla ilgili Mersin Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Dokgöz’den adli tıp hakkında bilgiler aldık.

Cezanın boyutunu yönlendiriyor

Prof. Dr. Halis Dokgöz herhangi bir darp ve kazada hasta yaşıyorsa da adli tıbbın devreye girdiğini söylüyor ve şunları belirtiyor: “Bu durumda adli tıp travma ve zararın kişide oluşturduğu yaralanmanın ağırlık derecesini ortaya koyarak mahkemenin vereceği her türlü cezanın boyutuna bir anlamda yol gösteriyor.”

Tıbbi hatalarda yeri

Hastaya uygulanan tedavi doğru mu? Hastanın onayı ve rızasıyla mı uygulandı? Hasta bu konuda aydınlatılmış mı? Ameliyat düzgün koşullarda yapılmış mı? gibi konularda şüphesi olanlar üniversitelerin adli tıp birimlerine başvurabilirler. Çünkü kişilerin hukuksal süreçte kendi bilirkişilerini belirleme hakları bulunuyor. Böylece sadece mahkemelerin belirlediği bilirkişiler değil bireylerin de bilirkişileri devreye giriyor ve bilirkişiler bilimsel olarak karşı karşıya gelebiliyor. Bu sayede gerçek ortaya çıkarken adaletin de doğru tecelli etmesi sağlanabiliyor.

Halka kapıları açık

Türkiye’de doğrudan adli tıp ile ilgili olarak üniversitelerin adli tıp anabilim dallarına başvurulabildiğini bildiren Prof. Dr. Halis Dokgöz şunları vurguluyor: “Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle kişiler kendi bilirkişilerini belirleme hakkına sahipler ve üniversiteler bunun için varlar. Bu konuda halk, hukukçular ve diğer hekimler üniversitelerin adli tıp anabilim dallarına başvurabilirler.”

https://www.yenisafak.com/hayat/yasarken-de-adli-tip-2129282

TRT HABER, 1 MART 2015, Türkiye’de yaklaşık 13 bin uyuşturucu bağımlısı var

İki oturum halinde düzenlenen etkinliğin ilk oturumunda konuşan Prof. Dr. Halis Dokgöz, Türkiye’deki uyuşturucu kullanımına ilişkin çarpıcı rakamlar verdi. Türkiye’de en yaygın kullanılan uyuşturucu maddelerin esrar, sentetik kannabinoidler, ekstacy gibi amfetamin türevleri, eroin, kodein gibi opiyat türevleri ve kokain olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dokgöz, Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi 2011 yılı verilerine göre, ülkemizdeki uyuşturucu madde kullanıcı sayısının 12 bin 733 olduğunu belirtti. 2013 yılı verilerine göre, uyuşturucu madde kullanımında yaş ortalamasının erkeklerde 31, kadınlarda ise 33 olduğunu dile getiren Dokgöz, 2013’te Türkiye’de 225 erkek ve 7 kadının uyuşturucu madde kullanımı nedeniyle öldüğünü ifade etti.

Doç. Dr. Hakan Kar da kişinin madde kullanma alışkanlığından vazgeçememesi, madde kullanamadığında yoksunluk belirtileri (kriz) olması ve maddeye karşı tolerans gelişmesi durumlarında bağımlılıktan söz edilebileceğini kaydetti. Etanolün içeriği ve vücuttaki emilimi ile ilgili bilgiler veren Kar, alkolün vücuda yabancı olan ve atılması gereken toksik bir madde olduğunu, bu atılım işleminin yüzde 90’ının karaciğerde, geri kalanının ise idrar yoluyla gerçekleştiğini dile getirdi. Vücuttaki alkol miktarının solunum ve kan yoluyla anlaşıldığını aktaran Kar, vücuttaki alkol miktarının artmasıyla karşılaşılan zarar miktarının da arttığına dikkat çekti. Ucuz olması nedeniyle kaçak içki üreticilerince kullanılan metanolün ise odun talaşının distile edilmesiyle elde edildiğini ve endüstride kullanıldığını anlatan Kar, metanolün içki olarak tüketildiğinde körlüğe, hatta ölüme neden olabileceğinin altını çizdi.

https://www.trthaber.com/haber/saglik/15-yilda-175-milyon-insan-tutunden-olecek-170644.html